VİLLE VALO TÜRKİYE
Adı : Ville Hermanni Valo[solist]
Doğum Tarihi : 22 Kasım 1976
Doğum Yeri : Helsinki (Finlande)
Lakabı : Viltsu, Vilpertti , rokohammas,zebraman,lvad
Uğurlu sayısı : 0
Favori Şehri : Necropolis
Favori İçki : Bira ,Jacky-coke
Sevdikleri : 80'ler Mige'nin fotografları, blues' un kökeni, doğu avrupa folkloru
Sevmedikleri : The beatles, kırmızı et
Hobileri : kaset koleksiyonu,biyografi okuma, bilgisayarla grafik tasarım
İdolleri : Gene Simmons,Edgar Allan Poe,Raulli Somejorki,Clint Eastwood
Favori kitabı: Charles Baudelaire'ın "evil's flowers" kitabi ve "the oxford book of death"
Favori şarkı : Topi Rautavaara- Sininen Uni
Yan projeleri : Daniel Lioneye and the Rollers ( bateri çalıyor )


Nefes almadan çığlık atamazsın...
Üye olmadan sitenin nasıl olduğunu anlayamazsın.VİLLE VALO TÜRKİYE'ye hoşgeldiniz sevgili dostlarım...


VİLLE VALO TÜRKİYE


 
AnasayfaAnasayfa  AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum

Paylaş | 
 

 Mezarlıklar....Korkutucu ağaçlar....

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Zagzagel

avatar

Kadın Kayıt tarihi : 19/12/09
Yaş : 27

MesajKonu: Mezarlıklar....Korkutucu ağaçlar....   Cuma Mart 26, 2010 9:37 pm


KORKUNÇ BIR GOTHIC EFSANE...

1.Bölüm- ~JENNY
1.Bölüm- JENNY
Lanet olsun! Gene mi? “Jenny sana 2. defa soruyorum! Matematik ödevini yaptın mı?” sanırım annem ben üniversiteye gidene kadar ödevlerimi soracak! Ve ben tabiî ki ona yapmadım, yapıyorum diyeceğim. O buldok suratlı öğretmenden nefret ediyorum! Din-dan-don* kapının çalması ile çok meşgul olan(!) annem “Jenny tatlım kapıyı açar mısın?” diyor ve ben tabiî ki de gidip açıyorum! İtiraz edersem ne olacağını biliyorum. Annem gene uzuuun bir konuşma yapacak benim canım sıkılacak annem bunu fark edince yakınacak üff! Hep aynı şeyler gidip kapıyı açmak daha pratik! Cinnamon(tarçın) yani köpeğim kapının önünde sevinçle zıplıyor. İşte şimdi meraklandım. Hiç kimseyi böyle karşılamaz. Kapıyı açıyorum ve-“aman tanrım! Jenny ne kadar büyümüşsün” şaşkınlıktan boş boş ona bakıyorum. 2yıldır görmediğim ağabeyim karşımda aptal aptal sırıtıyor! Saçlarını uzatmış(Sophie olsaydı çok severdi) birazda kas yapmış. Her zamanki gibi siyah bir gömlek giymiş. Kötü kötü bakmış olmalıyım ki “yapma Jenny bana 2yıldır küs olamazsın!” tabiî ki küsüm! Ne? O, beni ve en iyi arkadaşım olan sevgilisini hiçbir şey söylemeden terk edip lise için Londra ya gidiyor ve ben onu sırf ağabeyim diye affediyorum öyle mi? Hiç sanmıyorum! “ah! Dave sonunda geldin!” annem biricik oğluna sarılmak için beni sert bir hareketle kapıdan uzaklaştırıyor. Minik yavrusuna(!) kavuşan annem “sen ağabeyine sarılmayacak mısın Jenny? Eminim Londra’dan sana da bir şeyler getirmiştir”
1 YARUMLARINIZ...
SIZCE?

10. Bölüm
X. Bölüm
Bizim şatomuzdan daha korkunç gözüküyordu. “seni arkadaşlarım ile tanıştırırım.” Dedi, kilitli ara kapıyı açtı diğer şatonun bahçesine girdik. Tam kapının önüne geldik ki kapı açıldı. Karşımızda çok ama çok yakışıklı sarışın mavi gözlü bir çocuk vardı. Benden biraz daha uzundu. “hey Penny! Bu kadar güzel bir kız getireceğini bilmiyordum!”dedi yakışıklı çocuk. Kızardığımı hissettim. Böyle bir iltifatı Alex gibi her gün almıyordum. “Ben Scott.”dedi “bende Sophie.”diye cevap verdim ama hala kızarık olduğuma emindim. “tanıştığımıza sevindim Soph. Soph dememde bir sakınca var mı?” “yok” dedim ve kapının önünden çekilip bize yol verdi. Duvarlar kırmızıydı, salonun tavanının ortasında kocaman bi disko topu vardı. Spotlar disko topu yardımı ile her yeri aydınlatıyordu. Güzel bir dans müziği çalıyordu. Bir zamanlar çok ünlü olan Lady GaGa ya benzettim. Benliğim bu ortama ait olmadığımı söylüyordu. Belki de haklıydı. Birkaç defa diskoya gitmiştim ve Jenny ile baş ağrısından sızlana sızlana eve dönmüştük. Çok kötü bir geceydi.
Kenarda büfenin etrafında toplanmış 2kız ve 2çocuk vardı. Hepsi benim yaşlarımdaydı. En sağda oturan çocuğun saçlarından gözleri gözükmüyordu. Değerlerinden daha büyük gözüküyordu. Kendine ait bi tarzı olmalıydı çünkü giysileri simsiyahtı. Lacivert saçları vardı.
2 kızın arasında duran çocuk en az Scott kadar yakışıklı ve neşeliydi.
Diğer iki kız ise uzun birer çubuğu andırıyorlardı. Dünyadaki tüm güzellik yarışmalarında 1. olabilirler diye düşündüm. Hatta Alex’i bile geçebilirlerdi. Birinin saçları siyah diğerinin ki yeşildi ve inanılamayacak kadar çok yakışıyordu. “bayanlar ve baylar bu komşumuz Soph” dedi Scott. Mavi saçlı kız “tanıştığımıza sevindim Soph. Ben Frances” “bende Natalia” dedi yanındaki kız “hmm güzel gözler gösterişli saçlar yoksa sen bi melek misin?” dedi Natalia ile Frances’in arasında ki çocuk. “Hayır, Kanada’dan geliyorum cennetten değil” diye cevap verdim. Scott lacivert saçlı çocuğu göstererek “bu somurtkan yaratık Ewan” dedi. Ewan yerinde kıpırdandı. Rahatsız olduğu belli oluyordu. Gitmeliydim. “ne içmek istersin Soph?”dedi Scott “Aaa… Benim gitmem gerek” dedim çabucak. Ama orda kalmayı ve konuşmayı çok istiyordum. “bence o güzel gözlerini eve gidip kapasan hepimiz için daha iyi olur” dedi. Ewan ilk defa konuşmuştu...
0 YARUMLARINIZ...
SIZCE?

Bilinmesine Gerek Olmayan Geçmiş...
Bilinmeyen gerçekler...Yada fark Edilmeyen gerçekler... Sophie, Jenny ve Alex hakkında...


Sophie Hakkında...
*Sophie daha 1 yaşıda iken annesi ve babası ayrıldı...
*Sophie her filmden ve kitaptan kendine rol seçerdi...
*Sophie'nın etek giydiği hiç görülmedi ama ana okulunda iken çiçek kostümü giydiği görüldü...
*Sophie 7. sınıfta iken annesine maddi bakımdan yardım etmek için bir çin lokantasında garson olarak çalıştı ama 2. haftasında kovuldu...
*Sophie 6. sınıfta okulun en populer çocuğuna aşık oldu... Ama Dave onu bu aptal platonikten vazgeçirdi...
*Sophie'nin porselen bebek, midye kabuğu ve boncuk koleksyonu var...
*Sophie ile Alex'in yetenekleri birbirlerine çok benzediği için resim yapma konusunda ve ye yazma konusunda aralarında büyük bir rekabet var...
*Sophie Dave ile ilk defa 6.sınıfta sinemaya gitti 2ay sonra Dave onu öptü Sophie de Dave ile 2 hafta konuşmadı..(bu davranışının tek nedeni çok utangaç olması idi...)
*Sophie küçükken hep pop şarkıcısı olmak isterdi... 4.sınıfa geldiğinde bunun çok saçma bir fikir olduğunu kavradı çünkü Sophienin sesi korkunç kötüydü...
*Sophie'nin Vito adlı bir köpeği Missy adı bir kedisi var...


Jenny hakkında...
*Jenny ile Dave kardeşler...
*Jenny Daveden 3yaş küçük...
*Jenny 4.sınıfta diş teli taktı ve bunun çok utanç verici olduğunu düşünüyrdu ama Sophie onun böyle çok şirin olduğnu düşünüyordu..
*Jenny'nin Cinnamon(Tarçın) adında bir köpeği var...
*Jenny 5. sınıfta iken Britney Spears hayranıydı... ama Sophie bunun çok kötü bir seçim olduğunu Jenny'e inandırdı...
*Jenny ile Sophie bir isim karışıklığı yüzünden tanıştırlar...
*Jenny ile Sophie ana okulunda en iyi arkadaştılar... Anaokulunda iken Pikaçu oyuncaklarını hiç paylaşamaz kavga ederlerdi...
*Jenny okula servis ile gelirdi...Ama bazen servisi kaçırır Sophie ile Madoda waffle yerlerdi... (tabii annelerine haber vermeyi her zaman unutunca eve dündüklerinde büyük azar işitirlerdi...)
*Jenny küçüklüğünden beri atlara hayrandı... 3.sınıfta iken her pazar ata binerdi... At seven bir arkadaşı vardı Sophie o kızdan hiç hoşlanmıyordu...
*6.sınıfta iken matematik ödevlerini hiç yapmazdı...


Alex hakkında....
*Alex küçükken saçları çok kabarıktı...Sürekli bu özelliğinden yakınırdı...
*Alex'in Aegean(Ege) adında bir abisi var.
*Alex ile Sophie 5.sınıfa kadar en iyi arkadaştılar... her bakan onları birbirine çok yakıştırırdı...
*Alex 6. sınıfta kendine Elena ve River adında iki arkadaş buldu ve onlar ile takılmaya başladı...
*Alex 6.sınıfta iken bir çok tramba yaşadı o olaylarda Jenny ile Sophie ona destek oldular...
*Alex 2.sınıfta Brave adında bir çocuğa aşık oldu... ama 3.sınıfta Brave okul değiştirdi...
*Alex boş zamanlarında sürekli aptal aptal düşünür ve saçma filmler izler...
*Alex 6.sınıfta iken babası Almanya'ya işi yüzünden gitmek zorunda kaldı... Alex babasına çok bağlıydı bu yüzden çok ağladı...
*Alex her zaman iyi görünmeye çalışır çoğu zaman başarılı olmazdı...
*en iyi yaptığı şey karşısındakinin hatasını yüzüne acımasızca vurmak...
0 YARUMLARINIZ...
SIZCE?

9. Bölüm
IX. Bölüm
Huzurlu uykumuz ortasında çok güzel bir koku duydum, çok tanıdık bir kokuydu. Beni küçüklüğüme götürecek kadar güçlü bir koku… Yataktan kalktım ve kapıya yöneldim. Ama kokunun pencereden geldiğini fark ettim. Aşağıya baktığımda benim yaşlarımda bir kız bana bakıyordu “aşağı gelsene!” kızıl saçları neredeyse beline geliyordu. Şaşırmıştım ama gene de ses çıkartmadan ipek geceliğim ile aşağı indim. Alex ile John kol kola kanepede uyuya kalmıştı çok şirin görünüyorlardı… Eğer John benim çocukluk aşkım olmasaydı ve Alex ile iyi geçinseydik birbirilerine çok yakıştıklarını kabul edebilirdim. Onlara pek fazla bakamadık çünkü gözyaşlarım sınırları biraz zorluyordu. Sokak kapısını olabildiğince yavaş ve sessiz bir şekilde açtım ve yine o güzel kokuyu duydum. “Selam!” dedi kız, gecenin bir yarısı için fazla neşeli bir şekilde. Ona sus işareti yaptım. Parmak ucuna yükselip kanepeye baktı ve başını salladı. Dışarı çıktım ve kapıyı arkamdan yavaşça kapattım. “Selam! Ben Penelope, Bana Penny diyebilirsin!” dedi neşesini koruyarak. “Bende Sophie” dedim gülümseyerek. “Okulumuz bana ve diğer 5 arkadaşıma İngiltere ye gideceğimizi söylemişti. Ama kendimizi burada bulduk.” Diye ekledim. “Hmm, ben ve arkadaşlarım burada yaşıyoruz.” Dedi arkasındaki şatoyu göstererek. “gelmeyi ister misin?”diye ekledi. Ve tabi ki de kabul ettim.
1 YARUMLARINIZ...
SIZCE?

VIII. Bölüm
Buraya geldiğimizden beri ne bir kedi ne bir köpek nede bir kuş gördük, hatta böcek bile yoktu! Şatodaki tek elektrikli yer mutfaktı oradaki elektrik şey ise çok eski bir buzdolabıydı ve elektriğin nereden geldiğini göstermiyordu.
Şatomuzun yanında başka bir şato daha vardı. Ama iki şato arasında yüksek tel duvarlar vardı. Şatoların bahçeleri sonsuza doğru uzanıyor gibiydi. Her yerde sis vardı. Buda kaybolmayı kolaylaştırıyordu. Şatodan dışarı pek çıkmıyoruz. Çıksak bile tek başımıza çıkmıyoruz. Ama zaten şatoda sayamadığımız kadar çok oda vardı. Şato da sıkılmak mümkün değildi. Piyanolar, resimler, giysiler, mobilyalar… Ama benim ilgimi daha çok başka bir şey çekiyordu… Şatoda ilk kaldığımız gece beni uyku tutmadı. Bende kalkıp dolaşmak istedim. Dolaşırken bi kapının sinir bozucu bir şekilde kapalı olduğunu gördüm. Kapalı masum bir kapının öylece önümde durmasından nefret ederim. Sanki o kadar çok şey saklıyordu ki o kapı, herkese kapatmıştı kendini. Kapının altından ışık geliyordu buda benim merakımı arttırdı ve kütüphaneye girdim. Binlerce kitap vardı etrafımda. Şömine yanıyordu. Çok sıcak huzurlu bir ortam vardı. Kitaplara öylesine baktım. Neredeyse hepsinin gothic kapakları vardı. Bir kitabı aldım üstünde Fear Of The Darkness yazıyordu. Şöminenin karşısındaki koltuğa oturdum ve okumaya başladım… Çok geçmeden uykuya yenildim…
♥️♥️♥️
Gözlerimi açtığımda şöminenin sönmüş olduğunu gördüm. Tabi ki ne bekliyordum ki? Bütün gece yanacağını mı? Sophie! Aman tanrım galipten sesler duymaya başlıyorum! Sesi duyduğum anda kalkıyorum. Kapı bir den bire açılıyor. Kapıyı kapattığımı hatırlamıyorum? Dün gene mi rüzgâr çıktı da kapı kapandı diye düşündüm. “Sophie!? demek buradasın? bizi çok korkuttun!” Dave’in korkusu yüzünden anlaşılıyordu. Kendimi birden kötü hissettim.
Birkaç gündür buradayız ama kaç gün oldu hiç bilmiyorum…
♥️♥️♥️
Kütüphanedeki kitapların hepsi ya da benim araştırdığım kadarı vampirler, cadılar, periler ve diğer doğaüstü güçleri olan karakterler vardı. Tabi benim en sevdiklerim vampirli olanlardı…
♥️♥️♥️
“bunu 4.kattaki bir odadan buldum sizce nasıl?” Alex beyaz gelinliğin içinde melek gibiydi. Zaten gelinliğin bir parçasın da melek kanatlarıydı. “fazla süslü” dedi Jenny. ama zaten Jenny için her şey çok süslüydü. Alex bana dönüm hiç istemediğim o soruyu sordu “sence nasıl olmuş Sophie?” Alex pek fazla benim fikrimi sormazdı. “güzel” dedim. Aklımın kitapta olduğunu belirtmek için başımı kitaptan ayırmamıştım ama tabiî ki aklım o güzel ipek gelinlikteydi… “John ile evlenirsem kesinlikle bunu giyicem!” içimde kabuk bağlamış bir yarayı deşiyordu sanki! Aklıma John ile küçükken yaptığımız konuşma geldi. 5-6 yaşlarındaydık evcilik oynuyorduk John bir ipi alıp bir yüzük yapmaya çalışmıştı ve bana dizlerinin üstüne çöküp “benimle evlenir misin? Dünya güzeli prenses Sopf?” demişti. Bende “ben sana layık değilim ama olur, prens John” demiştim. Gözlerime yaşlar doldu, Alex’e belli etmeden “benim çok uykum geldi. Ben yatmaya gidiyorum…”dedim. Ve odam olarak belirlediğim odaya gittim. Yukarı ki odalardan birinde bulduğum ipek bir geceliği giyip yattım. Gözlerimi kapattığım anda uyumuştum…
0 YARUMLARINIZ...
SIZCE?

YoRuM öNeRi Ve UYaRıLaR
Arkadaşlar Yorumlarınızın altına isim yazın (mızmız Alex gibi..=)) .Yeni Bölümler için bu kadar heyecanlanmayın, malum sosyal olimpiyatları vs. sınavlar vs. yazacak vakit bulamıyorum...Benim için fantastik fikirler de bulabilirsiniz... =) biras ilham kaynağına ihtiyacım var! :)Defterden okutunca haksızlık oluyor... bazı arkadaşlar geç okuyor... Kod adlarıyla konuşmanızı istiyorum yorumlarda... Musti gibi kısaltmalar geçmezzz!.. Mızmız olduğunuzdan veya karakterinizin size benzememesinden yakınmayalım...PLEASE!Arkadaşlara önerelim...Okuldakilere yayalım... Vitamin Alalım... Erken yatalım... xDVe FAN olmak istiyorsanız Facebooktaki FAN grubumuza girip kaçıncı FAN olmak istediğinizi belirtiniz... okumayıp FAN grubuna girmeyelim... (özet istiyorum! özet çıkarmayanı FAN klübüne almicam! (Tabiki bu bi şaka!)


@Jenny: Yukarıda belirttiğim gibi okulda defterden okuyunca okulda beraber olmadığımız arkadaşlara haksızlık oluyor...


@Alex: Mızmızlığından yakınma gerçekte de çok mızmızsın, kimsenin karskterinde değişiklik yapmam ama düşmanlığımız ilerki bölümlerde zayıflicak...


@Sümi: Evet, sana torpil var xD senin karakterin henüz çıkmadı Francess mi olsun Nathalie mi olsun karar veremedim oraya az kaldı. o zamana kadar sana Sümi demekten başka çarem yok!


@Hiç karakteri olmayan diğerleri: Umrumda değilsiniz falan xD Kendinize bir isim takın (yabancı) face de yada başka bir yerde bana haber verin... Böylece kimin ne yorum yazdığında haberim olur...


@karakteri olan ama okumaya bile üşenen gerizekalılar : Evet gerizekalılar çünkü neredeyse hepimiz bu şahısların kim olduğunu biliyoruz... Çalışmadıkları matematik sınavından aldıkları düşük notlara bakacaklarına gelsin kendilerini okusunlar! (JOHN & MARTİN)


@karakteri olanlar ve daha yazıldıklarını bile bilmeyenler: zavallı Dave ona söylesem mi? xD



~Sophie
2 YARUMLARINIZ...
SIZCE?

VII. Bölüm
İçerisi çok soğuktu dışarıdan bile soğuktu hatta. Karanlıktı. Karşımızda korku filmlerinden fırlamış kocaman bir hol vardı. Yukarıda biri piyano çalıyordu sanki. Hüzünlü çok güzel bir müzikti. Altımızda bu güzel müziği duymak için kulak kabarttık. Daha iyi duymak için bir adım attım. PATT! İlk önce sert bir cisim zemine düştü sonra kapı çok sert bir şekilde kapandı. Ve bir cam kırıldı.
Hepimiz kapının önünde sıralanmıştık. O müziği ve o sesleri tekrar duymak için bekliyorduk sanki… “ben bakmaya gidiyorum” dedim ve fırladım. Merdivenlerden çıktım ve sesin geldiğini umduğum odaya doğru yürüdüm. Kapıya kuvvet uygulayarak açtım. Piyanonun sandalyesi yerdeydi. Kırık camdan içeri giren rüzgârdan perde sallanıyordu. Birden arkamda biri olduğu hissine kapıldım ve bir anlığına arkamı döndüm. Duvarda gölgelerin içinde zar zor seçilen bir siluet gördüğümü sandım tam o anda belimden biri beni çekti. Tabi ki bu ani dokunuş beni korkutmuştu ve korktuğumu göstermek amacı ile minik bir inilti çıkardım ama bunu yüksek bir çığlık olmasını bekliyordum. “hey, hey, hey sakın ol. Benim Dave, seni korkuttuysam özür dilerim.” Tekrar gölgeyi gördüğüm yere baktım bom boştu “orda bir şey mi gördün?” “hayır sadece perdenin gölgesini gördüm.” Dave başını salladı birlikte aşağı indik. “elektrik yok, şömine yanıyor, mutfak yemeklerle dolu. Burada her kim oturuyorsa apar topar gitmiş burada kalmamıza izin verirler mi bilmiyorum ama herkes kendisine bir oda seçip uyuya bilir” dedi John “seni kim lider yaptı bay çok bilmiş?” diye sordu Jenny küstahça. “kimse, sadece fikrimi söyledim” cevabını verdi John. Kargaşa çıkacağını anlayıp “bence lider olmasın ortak kararlar alalım.” dedim. “Hayır, bence oylama yapalım. Oyunu bana veriyorsun değimli John?”dedi Alex kendini beğenmiş mızmız ruh haline bürünerek. “bence Sophie haklı, lider falan olmasın” diye destekledi beni Martin.
0 YARUMLARINIZ...
SIZCE?

VI. Bölüm
Gözlerimi açtığımda her yer kapkaranlıktı bir anda otobüsün durduğunu fark ettim. Evet, 48 saat geçmişti. Göz ucuyla kapıya baktım, açıktı. “Uyanın sanırım geldik!” diye bağırarak aşağıya indim. “Ne oluyor ya?” Alex bu kadar gürültüden rahatsız olmuştu. Onu duymazdan gelerek otobüsün kapısına yöneldim sürücü koltuğu boştu Elisabeth de ortalarda yoktu. Kapıyı açacağını umduğum bi düğmeye bastım kapı açıldı. Ve tabiî ki kapının açılma sesini duyan herkes yanıma geldi. Alex beni dışarı itti ve neredeyse düşüyordum ki John beni tuttu. Yerler çimenlikti ve karşımda çok güzel büyük bir şato vardı. Çok geçmeden bulunduğumuz yerin şatonun bahçesi olduğunu kavradım. “Elisabeth ve şoför yok, laptoplar, plazmalar, playstationlar da yok. Buraya getirdiğimiz neredeyse hiçbir şey yok!” diye söylendi Martin. “Telefonlarda çekmiyor” dedi Jenny. “otobüsün hiçbir düğmesi çalışmıyor, benzin yok akü bitmiş. Hiçbir şekilde bu otobüs yerinden kıpırdayamaz.” John bunları söylerken otobüsün lastiklerini inceliyordu. Söylemesine gerek yoktu hepimiz lastiklerin de patladığını anlamıştık. Alex“Sizce orda biri yaşıyor mudur?”dedi. Parmağı ile şatoyu göstererek. “Eminim sobaları vardır, biraz ısınır telefon ile yardım isteriz!” bunu söylerken koşmaya başlamıştı bile. “bunun iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum” deye iç çektim. “çok korkaksın Soph” şimdi bana küçümseyerek bakıyordu. “sen üşümeye bilirsin ama ben donuyorum” diye söylendi. Tam o anda ayağı takıldı ve çamurla çimen karışımı çukura düştü. Bembeyaz elbisesi çamura bulanmıştı. Benimle bir derdi olmasa ve birkaç yaş daha küçük olsa ağlayacağından emindim. John onun kalkmasına yardım ederken bana nefretle baktı. Çok geçmeden ihtişamlı şatonun kapısına geldik Alex kapıyı yavaşça açtı. İçerdeki görüntü büyük bir hayal kırıklığı yaşamasına neden oldu…
0 YARUMLARINIZ...
SIZCE?

V. Bölüm
Yukarı çıktık aşağıdan pek bi farkı yoktu sadece burası daha fazla düzenliydi ortalığa bakmamız için hiçbir neden yoktu sessizliği olağan olarak karşılanması için de öyle, bunu anlayan bi tek ben değildim. “Sophie gerçekten çok üzgünüm, orda seni ne kadar özlediğimi tahmin bile edemezsin.”aslında tahmin etmek o kadar zor değildi. Dave’i Deborah adlı sarışın kız ile el ele tutuşup Londra’yı gezerken hayal edebiliyorum bu düşünce gözlerimin sınırını tekrar zorladı. “seni çok üzdüm biliyorum. Deborah ile aramızda hiçbir şey olmadı, sadece senin beni unutman için söylenmiş bi yalandı” içimde onun yalan söylediğine dair birçok his vardı. “Sana inanıyorum, bana bir şey açıklaman için hiçbir nedenin yok artık senin sevgilin değilim. Her şey bitti.” Aslında bunlar kendimi kandırmak için kullandığım kelimelerdi ve tabi ki inanmamıştım kendimi aylarca kandırarak yaşamıştım ki artık Dave i tanımadığıma inanmaya başlamıştım “Soph beni tanıyosun, ben seni seviyorum ve başka kimseyi sevemem. Deborah gibi bir kız ile el ele Londra da yürüyemem” bunları çok içten söylemişti Deborah adlı bi sevgilisi olduğunu duyunca bende kendime bunları söylemiştim ama zaman aşkın panzehiri olduğu gibi zehri de olabiliyormuş… “Dave sen gittikten sonra çok değiştim artık ben eski Sophie değilim benden hiçbir şey bekleme… Kendime yeni bir dünya kurdum” bunların hepsi yalandı tek değişikliğim biraz içime kapanık olmam geceleri ağlayarak uyuyup ağlayarak kalkmak… Kendime yeni bir dünya kurmuşta falan değilim Dave gitmeden önce boş zamanlarımın hepsi Dave in di… Ama o gidince bu zamanların hepsi ders çalışarak ve gothic resimler yaparak geçmeye başladı.
Dave in yüzüne baktım ifadesizdi bir şeyler düşünür gibiydi sonra yüzünü bana döndü benim aksime ona bakmamdan hoşlanır gibiydi bana hüzünle gülümsedi ve beni öpmek için eğildi ama ben kendimi çektim ve bu geçekten şaşırılacak bir şeydi haklıymışım değişmişim hayatımda hiçbir zaman Dave i reddetmedim. Dave in yüzünde çok garip bir ifade vardı, ağlayacak gibiydi. Geri çekilmemin çok ciddi bi değişikliğin başlangıcı olduğunu o da biliyordu… Dudaklarımı ısırdım ve “üzgünüm” dedim. Elimden gelen tek şey bu sözü söylemekti… yavaşça merdivenlerden indim Jenny yüzüme baktı, “evet her zaman ki gibi hüzünlü bir yüz” diye düşündüğünü biliyordum. Benim arkamdan Dave indiğinde Jenny ona hemen bakmadı. Ama başını çevirdiğinde, Dave in ağlayacak gibi gözlerini gördü bana baktı “Ne yaptın sen? Ağabeyimi ağlatan bir kız? Böyle bir şey evrende görülmedi” diye fısıldadı şaka bir yana haklıydı Dave in ağladığını hayatımda bi kere bile görmedim Jenny de birkaç kere görmüş ama biri yüzünden hiç ağladığını görmemiş… Tam o sırada Elisabeth geldi. “Jenny, Sophie ve Dave, siz yukarıda kalacaksınız arkanızdan kapıyı kapatıcam 48 saat boyunca TV izleyin oyun oynayın buzdolabında yiyecek var” dedi ve bizi yukarı çıkardı ama bi sorun vardı. Dave ile yukarı çıktığımızda her yerde koltuklar vardı şimdi ise 3 yatak, 3 plazma TV, buzdolabı ve yemek masası vardı. En arkadaşı yatağı ben aldım hemen yattım arkamı döndüm ve kendimi uyumaya zorladım
♥️♥️♥️
“hep Sophie sıkıntıdan patlaya bilirim, film izleyelim mi? Jenny uyuyor ve uyandırırsam beni öldüreceğinden eminim” dedi ama bu saçma bi bahaneydi çünkü Jenny karate dersi bile alsa Dave e zarar veremezdi ayrıca film izlemeye hayır demezdi. “Görüyorsan bende uyuyorum ve senin kafana bi kurşun sıkabilecek kadar akıllıyım!” dedim. Çünkü kendimi kötü hissediyordum, rüyamda Dave in beni uçurumdan attığını ve bi vampirin beni ısırdığını gördüm ama rüyalarım sadece görüntüden ibaret değildi o acıyı da tüm bedenimde hissediyordum “Fazla asabisin bakıyorum?” dedi ve sırıttı. Kafamı dağıtmak için teklifini kabul ettim. Bi CD seçip Dave in yatağına oturduk. dizüstü bilgisayar plazmadan daha çekici geldi gözümüze film başladı ve korkutucu düşüncelerden arınma işlemine başladım.
♥️♥️♥️
“Size inanamıyorum ben uyurken film izlemek ha? Öyle olsun! İnsan bi uyandırır değil mi?” diye sözlendi. Gözlerim hala kapalıydı ve Jenny sözlenmesi kalkma isteğimin azalamasına neden oluyordu. Dün Dave ile film i izlerken uyuya kalmış olmayıydım. “Ne bu bağrış çağrış?!” bu sesin ne kadar yakından geldiğini anlamam ile yataktan kalkmam bir oldu ve tabi ki ben kalkınca Dave de dün gece onun yatağında uyuduğumu fark etti ve o da yataktan fırladı. Jenny dün hiçbir şey olmamışçasına “aşlıktan ölüyorum sizce buzdolabında güzel bir şeyler var mıdır?”diye sorup buzdolabına doğru gitti. Bende en sevdiğim New Moon adlı kitabımı alp yatağa yattım en az 40 defa okumuşumdur. Vampirler ve kurt adamlar ile ilgili bi kitaptı. Kitaba dalıp gittim…
0 YARUMLARINIZ...
SIZCE?

IV. Bölüm
Elizabeth bana verdiği gibi Jenny ye ve Dave e de birer paket verdi ve onları yukarı çıkarttı.
O sırada Alex John gülüşüp aptalca konulardan konuşuyorlardı. Alex 32 mükemmel beyaz dişi ile John’un dediği komik bi şeye gülüyordu. Bana baktı gözlerinden “Eski yakışıklı sevgilin ile doyasıya gülüp eğleniyorum sense orda oturmuş acınacak bi şekil de bize bakıyorsun ve çok gülünç bi halin var. Sana dünyanın en güzel elbisesini giydirseler bile işe yaramaz sen umutsuz vakasın kızım” gibi cümleler okunuyordu. Üzerimdeki elbiseyi giydikten sonra kendime ayna da baktığımda içime yerleşen sevinç duygusu bi anda yerini umutsuzluğa ve karanlığa bıraktı…
Otobüsün küçük merdiveninde birden Turuncu mini bir elbise ile Jenny belirdi. “Ahhh! Çok tatlı olmuşsun!”diye ciyakladım “Gerçekten mi? Kendimi fazla -ımm… Zarif hissediyorum ve sence de çok kısa değimli?”alabileceğim en saçma cevap buydu uzun boylu bir kıza mini elbiseden daha çok ne yakışırdı ki? “Bence de Sophie haklı, tatlı görünüyorsun.” Bunu samimi mi söyledi bilmiyorum ama sesinde büyük bir mesafe vardı ve tabi ki benim gibi hevesle söylememiş ve çok az bakmıştı. Başımı çevirdiğim de midemde çocuksu kelebekler uçuşmaya başlamıştı “Ne düşünüyorsun Soph?” göz kamaştırıcı gülümsemesi ve delici bakışları ile masallardaki yakışıklı prenslere benziyordu. ‘Benim prensim’ Bu düşünce gerçekten çok kafa karıştırıcı idi. “İyi” dedim. Daha uzun bi cümle kursaydım kendimi onun kollarında ağlarken ve onu ne kadar özlediğimi söylerken bulabilirdim. “Sadece İyi mi? Bence uyuyan güzeldeki cesur prense benzemişsin gerçi prensesin Londra da kaldı ama” Alex bu sözleri fazla samimi, gerçekçi ve fazla normal söylemişti. Ama beni bıçak ile dilim dilim doğrasa bile daha az acı hissederdim. Dave in keyifle prensesini anlatmasını bekledim büyük bi sessizlik ortayı sarınca Dave e baktım. Aksilik bu ya herkes bana bakıyordu Dave in yüzü bembeyaz dı. Acaba göz yaşlarıma hakim olma gücüm zayıflamıştı da ağlıyor muydum? Dave bakışlarını benden ayırmadan “Londra da malesef burada ki gibi kızlar yok” bana mı öyle geliyordu yoksa bakışları “seni özledim, orda ki kızlardan bin kat daha güzel ve eğlencelisin” gibi mi bakıyordu? “Çok şakacısın, Londra’dan sevgilin ile çok eğlenceli vakit geçirdiğin dedikoduları geliyor Londra’nın en güzel kızı Deborah ile birlikte birçok yerde el ele görülmüşsünüz.”dedi Alex yüzünde çok eğlendiğinin belirtisi olan acımasız ve mükemmel gülüşü vardı. Dave gözlerimin içine baktı ne düşündüğümü merak ediyor gibiydi aniden Alex e döndü “Deborah güzel kız ama benim için fazla mükemmel” dedi sonra bana döndü çocuksu gülümsemesinin ardında anlayamadığım bi şey vardı “yukarıda biraz konuşalım mı Soph? Bırak Londra’yı dünyada senin gibi eğlenceli birini bulamam” Çok samimi söylemişti bunu, neredeyse 1 yıldır kullanmaya ihtiyaç duymadığım en çekici gülüşüm ile güldüm “Neden olmasın?” dedim.
0 YARUMLARINIZ...
SIZCE?

III. Bölüm
Bu kadar güzel narin ve zarif bir elbise içinde olmak kalp atışlarımı hızlandırıyordu. Yavaşça yürüdüm merdivenleri indim. Karşımda bembeyaz bi elbise ile Alex vardı. Ahh tanrım! Karşımda bir melek duruyodu sanki. Sayah saçları mükemmel bir topuz ile başında toplanmıştı inci dişleri ile bana gülüyordu siyah gözleri ışık saçıyordu. Onun gözlerine bakarken içimi bir kıskançlık duygusu sardı. Ama çok kısa sürdü çünkü, başka gözler kalbimin hızla çarpmasına neden oldu. John, Alex'in arkadasından bana sırıtıyordu. Bense sadece erimekle meşguldüm.Martin bu durumdan rahatsız oldu ve "Selam Sophie"dedi. "Selam"dedim bende... o anda otobüs durdu ve kapı açıldı.karşımda Jenny duruyordu!Aman tanrım!En iyi arkadaşım ile 20 gün İngiltere’de bedava gezi!
Jenny de en az benim kadar şaşırmış bana sevinçle bakıyordu, ama gözleri arkamdaki Martin, Alex ve John üçlüsüne kaydı biraz üzülür gibi oldu ama kendini toparladı.Otobüsün kapısından Jenny’nin arkasından beklenmedik biri girdi.”Dave?!” o kadar şaşırmıştım ki ses tonumu ayarlayamamıştım. Dave Londra’ya gitmiş ve orda okumaya karar vermişti, çok sevdiği sevgilisini (yani beni) terk edip, orda yeni bi sevgilisi olduğunu ve kendisini merak etmemem için kardeşi Jenny aracılıyla bana mesaj göndermişti. Tabi ki gözyaşlarım haftalarca Dave in sevgililer gününde verdiği kırmızı kalp şeklindeki yastığa dökülmüştü.
0 YARUMLARINIZ...
SIZCE?

II. Bölüm
Saat ikiye on vardı. O kadar heyecanlıydım ki!
Jenny'i aramak istedim ama saat çok geçti.Yarın okula ben gelmiyince kesin Alex ile takılıcaktı ve bunun olmasını istemiyorum!Alex benim çocukluk aşkımı çaldı, 20 gün boyunca burda olmadığımda hayatımı çalır her halde! John çok yakışıklı olmasının yanında karşısındakini eriten bi gülüşü vardı...Eskiden tek dileğim dudaklarımı onun dudaklarına dokundurmaktı. Ama şu ana kadar gerçekleşmedi bundan sonrada gerçekleşemez. John, Jenny, Alex, Martin ve ben 4 yıl öncesinde bi gruptuk. İsmimiz de Winers idi. Ama gttikçe dağıldık, Martin ve John kendilerini bizden uzaklaştırdılar, çok geçmeden Jenny ve ben Alex'ten soğuduk.Martin ise, ona o kadar yakın değilim, John'nun en yakın arkadaşı. Eskiden Alex il aynı apartmanda otururlardı ama geçen yıl Alex taşındı.
Saatime baktım yelkovan acımasızca gözlerimin önünde 12 ye geldi başımı kaldırdım ve 2katlı bi otobüsün önümde olduğumu gördüm sırt çantamı aldığım gibi otobüse koştum...
Otobüsün kapısı açıldı içeri girdim, Şöfür yaşlı idi. Selam vermedi yola bakıyodu. Arkaya doğuru yürüdüm, eski zamanlardaki gotic elbiselerden giyen bir kadın gördüm.Jane Eyre'a bakıyordum sanki, Bana baktı ve gülümsedi "sen Sophie olmalısın.Bu kadar güzel bir kız beklemiyordum!" bir paket uzattı "yukarı çık ve giyin arkadanı bağlamam içinde beni çağır"dedi.
Yukarı çıktım ve paketi açtım kırmızı, siyak ve altın renkleri hakim olan bi elbise vardı.Eteği siyah tüllerden oluşuyordu altın ipliklerden güller işlenmişti üzerine, üstü ise kırmızıydı dikiş yerleri altın ipliktendi, kolları ise düz siyahtı. Hayatımda gördüğüm en güzel elbiseydi. Giydim. O anda aşağıda gördüğüm kadın geldi. İsminin Elizabeth olduğunu öğrendim. "Ahh çok yakışnış!"gözlerinden hayranlık akıyordu... Oysa bu kıyafeti giyebilicek en son kişi bendim. Arkamı bağladı. Saçımı tarıyıp bir şeyler sıktı, yüzüme bir şeyler sürdü sonra beni aynaya doğru hafifçe çevirdi."Miss Lissa bu kıyafet sizden başka kimsede bu kadar güzel durmaz"dedi.Ne kadar büyük bir yalandı...Eminim Alex bu elbisenin içine girse dünyadaki tüm erkekleri kendine aşık ederdi...
0 YARUMLARINIZ...
SIZCE?

I.Bölüm
Bazen hiç tek başıma kalamayacağımı düşünürüm, kalabalık bir yerde gerekmeyen sözler ile konuşurken gerçekten yanlızımdır.Ama benim istediğim tam anlamı ile değil.
Tek başıma "sözcüğünün tam anlmıyla"(yada sandığım kadarı ile) kitap okuyodum.o anda o kadar huzurluydum ki...Ama tabiki bu huzurn bi sonu vardı.Ve kapı çaldı, ben girin demeden annem içeri daldı elinde telefon vardı "tamam söylerim, çok mutlu olucağından eminim! Onun adına çok heyecanlıyım!"dedi.tabiki benden söz ediyordu başka kim olabilirdi?Birinin bnim adıma karar vermesini hiç sevmesem de annemin benim hakkındaki kararları her zaman eğlenceli yada başarılı olmuştu.Telefonu kapattı ve anlatmaya başlamadan önce derin bir nefes aldı, bana baktı inceledi sonra suratına büyük bir gülümseme yayıldı.Bense ona kös kös bakıyordum.Annem"20gün okula gitmiyorsun!" dedi.Ne?! Biraz düşündüm kafamda bi takvim çanlandırmaya çalıştım ama cumartesi, pazardan başka tatil göremiyordum, şubat tatilinede bir aydan fazla vardı... Annem konuşmaktansa düşünmekte olduğumu görüp "okulda bir sınava girmişsin ve kazanmışsın!"dedi. Ahh...Evet bi sınava girdiğimi hatırlıyodum aslında buna sınav bile denemez 50-60 sorudan oluştuğu bi gerçekti ama kesinlikle hepsi yorum sorusuydu.Noktala imla falan ile ilgilidir diye düşünmüştüm.İngilizce dersinde bir sınav ah? Başka ne olabilirdiki? O sınavdan bahsetmediğini kabullendim ve "hangi sınav?" diye sormayı başarabildim. "Sanırım İngilizce dersinde girmişsiniz 65 sorudan oluşuyormuş!" benim bildiğim sınavlar bu kadar çabuk okunmaz ve yorum sorularının cevapları olmaz! Annem hala konuşuyordu, "5arkadaşın ile İngiltereye 4gün gidiş geliş artı 15gün 16gece kalıcaksınız!" hayatımda duyduğum en korkunç şey! Toplam 20günümü ailemden, okuldan hatta ülkemden uzakta olmak hemde 5arkadaşımla? Hangi arkadaşlarımla?
"Hangi arkadaşlarımla?"dedim en sonunda.
"Bilmem, kimin umrunda İngiltere!ye gidiyosun uyan biraz!"cevabını aldım.
-Ne zaman gidicekmişim?
-Saat 12 de
-hangi 12?
-bu gece saat 12de!
-bu gece saat 12de 5 arkadaşımla İngiltereye gidiyorum ha?
-Evet!
-Harika...
Aslında böyle bişi asla harika olamaz!



OKURKEN ÇOK ZEVK ALDIM UMARIM SİZDE SEVERSİNİZ SEVGİLİ SİTE HALKIM...
SAYGILARIMLA...




En son PARAZİT tarafından C.tesi Mayıs 22, 2010 5:07 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://villevalo.yetkinforum.com
Annabel

avatar

Kadın Kayıt tarihi : 20/12/09
Yaş : 26
Nerden : alacakaranlıktan
İş/Hobiler : müzik dınlemek,pc,gitar çalmak
Lakap : nilü

MesajKonu: Geri: Mezarlıklar....Korkutucu ağaçlar....   C.tesi Mart 27, 2010 8:23 pm

Çok güzeldi admıncik teşekkürler gerçekten çok güzell
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://nightwishfantr.yetkinforum.com/forum.htm
...Cynide Sun...

avatar

Kadın Kayıt tarihi : 18/03/10
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Mezarlıklar....Korkutucu ağaçlar....   Cuma Haz. 11, 2010 8:42 am

evet gerçekten çok güzell..


Parisiénné Moonlight..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
LACRİMAS

avatar

Erkek Kayıt tarihi : 21/12/09
Yaş : 31
Nerden : AMASYA...
İş/Hobiler : barmen
Lakap : babacan

MesajKonu: Geri: Mezarlıklar....Korkutucu ağaçlar....   Cuma Haz. 11, 2010 6:04 pm

Etkileyici bir hikaye sağol canım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
poisonofdevil

avatar

Kadın Kayıt tarihi : 20/12/09
Yaş : 23
Nerden : gelecekten...
İş/Hobiler : müzik-sürünüyo...
Lakap : TEYYARE

MesajKonu: Geri: Mezarlıklar....Korkutucu ağaçlar....   Paz Haz. 13, 2010 7:08 pm

eee dave ile sophieya ne oldu sonunda anlamadm bak smdi ve kitabın bi metalcinin elindençıktığı çok belli
sürekli olarak gotikten bahsatmiş veee
çok kuru bi anlatımı varıd Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Gemi

avatar

Kadın Kayıt tarihi : 21/12/09
Yaş : 26
Nerden : marseille
İş/Hobiler : iş:öğrenci veya mütercim tercüman hobiler=şarkı,tenis,buz pateni,dolaşma
Lakap : Sacré Jour

MesajKonu: Geri: Mezarlıklar....Korkutucu ağaçlar....   Paz Haz. 13, 2010 9:59 pm

paylaşımın için teşekkürler güzeldi =)




you should have warned me
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Mezarlıklar....Korkutucu ağaçlar....
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Michael'ın Mesajı, Bu Son Şansımız!!!
» ASTROLOJİ VE SAĞLIK
» İkv yaratıkları...
» TV kumandası sağlam mı degilmi nasıl anlarsınız ??
» Yazı başlıklarını kalın yapmak

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
VİLLE VALO TÜRKİYE :: KÜLTÜR-SANAT-EDEBİYAT :: EDEBİYAT-
Buraya geçin: