VİLLE VALO TÜRKİYE
Adı : Ville Hermanni Valo[solist]
Doğum Tarihi : 22 Kasım 1976
Doğum Yeri : Helsinki (Finlande)
Lakabı : Viltsu, Vilpertti , rokohammas,zebraman,lvad
Uğurlu sayısı : 0
Favori Şehri : Necropolis
Favori İçki : Bira ,Jacky-coke
Sevdikleri : 80'ler Mige'nin fotografları, blues' un kökeni, doğu avrupa folkloru
Sevmedikleri : The beatles, kırmızı et
Hobileri : kaset koleksiyonu,biyografi okuma, bilgisayarla grafik tasarım
İdolleri : Gene Simmons,Edgar Allan Poe,Raulli Somejorki,Clint Eastwood
Favori kitabı: Charles Baudelaire'ın "evil's flowers" kitabi ve "the oxford book of death"
Favori şarkı : Topi Rautavaara- Sininen Uni
Yan projeleri : Daniel Lioneye and the Rollers ( bateri çalıyor )


Nefes almadan çığlık atamazsın...
Üye olmadan sitenin nasıl olduğunu anlayamazsın.VİLLE VALO TÜRKİYE'ye hoşgeldiniz sevgili dostlarım...


VİLLE VALO TÜRKİYE


 
AnasayfaAnasayfa  AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum

Paylaş | 
 

 Magdalalı Meryem

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Bisera Nainase Valo

avatar

Kadın Kayıt tarihi : 20/12/09
Yaş : 27
Nerden : villenin 0Lduğu herhangi bir yerden xD
İş/Hobiler : reklamcılık ve grafik tasarım
Lakap : gizz

MesajKonu: Magdalalı Meryem   Çarş. Ara. 15, 2010 5:00 am





Resimde gördüğünüz üzere Hz. İsa'nın sol tarafında oturan kadın magdalalı meryemdir. Leonardo Da Vinci'nin ustalıkla resmettiği ve kutsal kaseye gönderme yapmış olduğu bu resimde fark edersiniz ki Hz. isa ve magdalalı meryem'in arasındaki boşluk kadehe benzemektedir yani V şekline ve bu şekil kadınları sembolize eder ters V de erkekleri. Ayrıca bu resimde Magdalalı Meryemi Hz. İsanın Sağ tarafına yerleştirdiğimizde nasıl bir uyum içinde oldukları açık bir şekilde fark edilir.

Hz. İsa, çarmıha gerildikten sonra, Havarilerin İsa ile ilgili söylenceleri dilden dile dolaşırken Magdalalı Meryem’in Efes’e, oradan da Fransa’ya geçtiğine dair efsaneler mevcut.

Hz. İsa, çarmıha gerildikten sonra Magdalalı Meryem’e ne oldu? Havarilerin İsa ile ilgili söylenceleri dilden dile dolaşırken Magdalalı Meryem’in Efes’e, oradan da Fransa’ya geçtiğine dair efsaneler mevcut.
Fransa’da milattan sonra 5 ile 8’inci yüzyılda hüküm süren Merovingian Hanedanı’nın da Hz. İsa ile Meryem’den geldiğine dair iddialar bulunuyor. İşte bu iddia Da Vinci Şifresi’nde de yer alıyor. Ama bunlar gerçek mi?
HAZRETİ İsa çarmıha gerilirken hamile olan Magdalalı Meryem, doğmamış çocuğunun güvenliği için kutsal topraklardan kaçar, gizlice Fransa’ya gelip Yahudilerin arasına sığınır ve kızı Sarah’ı dünyaya getirir. İsa’nın nesli Fransa’da gizlice çoğalır ve Merovingian soyu oluşur ve onlar Paris’i kurarlar...
Dan Brown’ın Da Vinci Şifresi’ne göre ‘Sion Tarikatı’ bu sırrın koruyucusudur. Vatikan bu iddialara karşı çıkıyor. Peki ama gerçek nedir?

ÇOCUKLARI OLDU MU
Magdalalı Meryem’in hayatı üzerine bir kitap yazan Susan Haskins, şunları söylüyor: ‘Kişisel olarak Hz. İsa ile Magdalalı Meryem’in evlendiğini düşünmüyorum. Aralarında önemli bir ilişki olduğu şüphe götürmez. Ama bu bir numaralı kadın müridi olmasının dışında bir anlama mı gelir? Mahrem bir ilişkiyi insanlar ilgi çekici buluyor: Kutsal yazıtlarda muammalı ilişkiler sözkonusu, özellikle de gnostik anlatımlarda. Evlilik, hikayenin devamında mantıklı bir öngörü olurdu. Hahamlar (Hz. İsa’nın Yahudi hahamı olduğuna dair iddialar bulunuyor) genelde evli olurdu. Nag Hammadi (1945’te Mısır’da bulunan 1500 yıllık sureler) belgeleri de bu yönde bir işaret olmasa da Hz. İsa’nın evli olduğu iddia edilebilir. Elimizde bir çocuk ve Merovingianlar’a giden bir bağa dair kanıt yok.’
EKMEK VE LİMON AĞACI
Ancak efsaneye göre Magdalalı Meryem, İsa’nın müritlerinden olan Maximinus ile deniz yoluyla Efes üzerinden Fransa’nın Marsilya kentine gider. Hatta Fransızların meşhur ‘Madeleine’ çöreğinin Magdalalı Meryem’den geldiğine bile inanılır. Yumurta, tereyağı, un ve şekerden yapılan çöreklerin Magdalalı Meryem’e bağlı bir manastırdan çıktığına dair rivayetler vardır. Fransız İhtilali’nden sonra manastır dağıtıldığında rahibelerin astronomik bir rakamla tarifi pastacılar birliğine sattığı söylenir. Sonra Madeleine çörekleri tüm Fransa’ya yayılır, özellikle de Magdalalı Meryem günü olarak kabul edilen 22 Temmuzda büyük miktarda bu çöreklerden tüketilir. Magdalalı Meryem’in Fransa’ya gittikten sonra invizaya çekildiği, sadece kilise ayinlerinde dağıtılan kutsal ekmek ve limon ağaçlarından yükselen kokuyla beslendiğine dair de söylenceler vardır.
Kutsal Káse, Magdalalı Meryem’i mi simgeliyor
Uzmanlar Lynn Picknett ve Clive Prince, Da Vinci Şifresi kitabıyla gündeme gelen sorulara şu yanıtları veriyor:
Kutsal Káse’nin İsa soyunu devam ettiren Magdalalı Meryem olduğuna dair ne tür işaretler var?
- Eski yazıtlarda ‘Kutsal Kase’ bir kap olarak karşımıza çıkmaktadır. İlk metinlerde ya ayrıntılı bir tarif yoktur ya da ‘taş’ diye söz ederler. Káse’nin Magdalalı Meryem’in rahmine delalet ettiği konusunda hemfikir değiliz. Sion Tarikatı da bunu reddediyor. ‘Kutsal Kan, Kutsal Kase’ kitabının da yumuşak noktasını oluşturuyor. Da Vinci Şifresi’nde daha belirgin, ancak bu kurgusal bir hikayedir.
Leonardo da Vinci ile gizli bir tarikat arasında bağ var mıydı?
- Leonardo’nun dogmalara karşı olduğu, esoterik düşüncelere merak duyduğu tarihçiler tarafından kabul ediliyor. Sion Tarikatı, dokuzuncu büyük ustası olduğunu iddia ediyor, lakin kanıtlamak mümkün değil. Leonardo zamanından kalma tek bir belgede bile böyle birşey yok. Ama gizli bir tarikat sözkonusu olduğunda böyle dokümanlar olur mu? Leonardo’nun eserlerine semboller koyduğu ise doğrudur.
Hz. İsa öldükten sonra ne oldu?
HIRİSTİYAN kaynaklara göre Hz İsa’nın ölümünden ve ilk İncillerin yazılmasına kadar yaklaşık 40 yıl geçmiştir. Hz. İsa’nın müritleri, bu sırada onun kim olduğunu, hayatının ve ölümünün ne anlama geldiğini halka anlattılar. Bu nedenle anlatanların kendi bakış açılarından anlattıkları İnciller ortaya çıktı.
‘Güneşe taptığı’ bilinen Doğu Roma İmparatoru Konstantin, topraklarında hem Hıristiyanlığa, hem de ‘güneş dinine’ izin veriyordu. Hıristiyanlar da bu iki dini birbirinden ayırmıyor, hatta güneşin doğumgünü olarak kabul edilen 25 Aralık’ta Hz. İsa’nın altın bir faytonla gökyüzünde dolaştığına inanılıyordu.
MS 325 yılında Konstantin, Aryan Mezhebi ile Hıristiyan Ortodokslar arasında meseleyi çözmek üzere İznik Konsülü’nü topladı. Aryanlar, Hz. İsa’nın babasının Tanrı olduğunu, kendisinin ise olmadığını savunuyordu. Ortodokslar ise babası gibi Tanrı olduğunu savunuyordu. Sonunda Ortodoksların inancı kabul gördü. Da Vinci Şifresi’nde ise Konstantin’in ‘Pagan sembollerini, tarihlerini ve ayinlerini büyüyen Hıristiyan geleneğine yerleştirerek, her iki tarafın da kabul edebileceği bir din yarattığı’ öne sürülüyor. Hıristiyan kaynaklara göre, İznik Konsülü gerçeklik, dini ve ahlaki değerlerin ele alındığı bir buluşmadan ziyade siyasi nüfuzun vurgulanması olarak öne çıkıyor. Gelecek bin yılın Avrupası’nın entelektüel ve siyasi çatısı burada şekillenmeye başladı. Uzman Bart D.Ehrman’a göre ‘Şöyle de denebilir: Şifreler burada atıldı.’
Papa savaş açtı
Papa II. Jean Paul, ölmeden önce tüm dünyada 25 milyon adet satan Dan Brown’un kitabı ‘da Vinci Şifresi’ne karşı büyük bir kampanya başlatmak istiyordu. Papaya göre kitap, Hıristiyanlığa ve Hz. İsa’ya karşı büyük bir saygısızlık yapıyordu. Ama aslında Brown’un romanı, Hıristiyan alemindeki çok eski bir tartışmayı yeniden gündeme getiriyordu.



KUTSAL KASE VE TAPINAK ŞÖVALYELERİ

İki yılda 44 ülkede 25 milyon satan ve son günlerde en çok konuşulan kitabın yazarı Dan Brown’un ‘Da Vinci Şifresi’ adlı romanının ele aldığı en ilginç sembollerden biri de Sangreal- Kutsal Kase sembolü. Kutsal Kase, Son Akşam Yemeği’nde İsa”nın içmek için kullandığı ve Arimatea’lı Yusuf’un çarmıha gerilen İsa’nın kanını doldurduğu kadeh olarak geçer. Kutsal Kase, İsa’nın kadehi olarak kabul ediliyor.Ama tarihte Sangreal Belgeleri adıyla anılan belgeler de inanışa göre Kutsal Kase ile birlikte gömülü. Belgelerin bin yıllardır Tapınak Şövalyeleri adı verilen gizli bir örgüt tarafından korunduğuna inanılıyor.Belgelerin Tapınak Şövalyeleri’ne bunca güç vermesinin nedeni,sayfalarda Kase’nin gerçek tabiatının açıklanması.


Tapınak Şövalyeleri’ne göre Kutsal Kase bir kase değil. Kase efsanesinin yani ayinde kullanılan kadehin dahice düşünülmüş bir alegori olduğunu iddia ediyorlar.Kase efsanesindeki ayinde kullanılan kadeh,başka bir şeyin,çok daha güçlü bir şeyin mecazi hali. Kutsal Kase insanlık tarihinde en çok aranan hazine olmuş. Kase efsanelere, savaşlara ve bitmek tükenmek bilmeyen sorulara neden oldu.Dikenli Taç,Çarmıhta kullanılan Gerçek Haç,Titulus hepsi bin yıllarca arandı ama tarih boyunca aralarında en özeli Kutsal Kase olmuş.



Prieure de Sion tarikatında(Tapınak Şövalyelerinin diğer adı) gül sembolü kase için kullanılmış bir sembol. Gülü Kase sembolü olarak kullanmalarının nedeni ise gizlilik. En eski gül türlerinden biri olan rosa rugosanın, aynı Venüs yıldızı gibi beş yaprağa ve beşgen bir simetriye sahip olması güle, kadınlıkla güçlü ikonografik bağlar sağlıyordu. Bununla birlikte gülün ‘doğru Yön’ ve yol bulmak kavramlarıyla çok yakın bağları vardı.

Pusula gülü, aynı Gül Çizgisi gibi, seferilere haritalardaki boylamlara bakarak yön bulmakta yardımcı oluyordu. Bu yüzden dişi kadeh ve gizli gerçeğe götüren yıldız anlamındaki gül,pek çok açıdan gizlilik,kadınlık ve yön tayini olarak Kase’yi tanımlayan bir sembol olarak kabul edilmişti.



Kase aslında eski bir kadınlık sembolüdür. Kutsal Kase dişiyi ve elbette şimdi tamamen yok edilmiş olan tanrıçayı temsil eder. Kadının gücü ve onun hayat verebilme yetisi bir zamanlar kutsaldı ama erkek egemen bir toplumda tehdit oluşturuyordu.Erkek egemen bir dönemin de yaşanması bir gereklilikti. İlk çağlardaki medeniyetlerde kadın tanrıçalar egemen daha sonra şimdi de içinde bulunduğumuz erkek egemen dönem yaşandı. Şimdi ise bu karmakarışık gibi gözüken bilgilerle ikinin bir edildiği yeni bir dönemin ilk temelleri atılıyor. Yıkılmadan yapmak mümkün olmadığından bazı zihinsel ve entelektüel tartışmaların olması son derece doğal. Bu yüzden o dönemde kutsal dişi şeytanlaştırıldı ve ona günahkar dendi. Havva’nın elmayı yiyerek insan ırkını çöküşe uğrattığı ‘ilk günah’ kavramı alegorik bir anlatımdı. Bir zamanlar hayat veren kutsal kadın artık düşman olmuştu.


Kase kayıp tanrıçanın ya da dişil prensibin eril prensip yanında gerçek değerine ulaşamayışının sembolüdür. Kadim öğretilerin binlerce yıldır vurguladığı bilgilere göre kozmik düzene uygun olarak altın çağda yani kıyamet-uyanış sonrasında; dişil prensip eril prensiple birlikte bir bütünü oluşturarak, gezegensel anlamda yin-yang dengesini sağlayacak. Böylelikle birlik, bütünlük, uyum ve sevginin tüm yasaları evren ahengine uygun şekilde yeryüzünde belirecek. Kutsal kase alegorisi binlerce yıldır yanlış anlaşılmış, uğrunda savaşlar verilmiş, bölünmelere neden olmuş bir alegori. Bu kez umarız ki, yanlış anlaşılmaların ve bölünmelerin bir bütünde toplanacağı yeni sentezler en kısa zamanda yapılır.. Kase ya da kutsal kadeh sembolü, İsa’nın Magdalalı Meryem’le yakınlığına hatta Hıristiyanlığa karşı bir tavra dönüştürüldü ki, neden sadece sembollerin iyice anlaşılmamış ve açılmamış olması.

İlk kuruluşu itibariyle Templiers-Tapınak Şövalyeleri belli bir zamana kadar saklı tutulması gereken, dişil prensibin eril prensiple birleşmeden evrensel bütünlük olamayacağı gerçeğini sakladılar. Belli bir noktadan sonra Masonlar ’la birleşme izleniyor. Şimdilerde ise çağımız gereği kim, nerede, nasıl, ne için yozlaşmış, hangi bilgiler iktidar hırsına alet edilmiş pek belli değil…

Kayıp Kase’yi arayan şövalye efsaneleri, aslında kayıp kutsal dişinin arandığını anlatan yasak hikayelerdi. ‘Kadehi aradığını’ iddia eden şövalyeler, kadınlara boyun eğdiren, tanrıçaları dışlayan, inanmayanları yakan ve paganların kutsal dişiye saygı göstermesini yasaklayanlardan korunmak için şifreli bir biçimde konuşuyorlardı. Onlara göre taşıdığı sır öyle güçlü ki, açıklandığında pek çok şeyi temelinden sarsabilirdi.

Günümüz insanı ise öyle büyük sarsıntılara alıştı ki, özünde birliği simgeleyen bu alegorinin onu pek fazla sarsması mümkün değil gibi gözüküyor. Tabii ki, araştırma yapma, yeni düşüncelere ve anlayışlara açık olma esnekliğini kaybetmedi ise…

Leonardo da Vinci de, kardeşliğin Büyük Üstat’ı olarak 1510 ve 1619 yılları arasında bu mezhebe başkanlık etmiş. Yaşayan üyelerin kimliklerinin son derece gizli tutulduğu kardeşliğin simgesi ise P.S ve fleur-de-lis.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.facebook/buttercup.13
 
Magdalalı Meryem
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
VİLLE VALO TÜRKİYE :: EĞLENCE BÖLÜMÜ :: Biraz Tarih Biraz Efsane-
Buraya geçin: